Kendi İşini Kurmak İsteyen Herkesin Kulağına Küpe Etmesi Gereken 18 Altın Öğüt

Kendi işinin patronu olma hayalleri kurmak ne kadar güzelse, kendi işinin patronu olduğun zaman onu yönetebilmek ve ayakta tutabilmek de bir o kadar zordur. Bir çoğumuz, bu zorluğu tahmin ettiğimizden ne kadar istesek de böyle bir şeye kalkışmayız ve bizler için daima bir hayal olarak kalır. 

Kendi işini kurmayı isteyenlere hem cesaret verecek, hem de yol yordam gösterecek birbirinden güzel tavsiyeleri Sina Afra’nın şahane yazısından derledik.

Kaynak: http://www.sinaafra.com/girisimci-olmani…

1. Derdinizi anlatmayı bilmiyorsanız, girişmeyin.

Girişimcinin en önemli yeteneklerinden biri, yaptığını anlatabilmesi. Önce yakın çevresine, sonra muhtemel ortaklarına, daha sonra yatırımcılara ve tabii ki müşterilere. Yani sürekli kafasındaki fikrini birilerine anlatması gerekiyor.

2. Einstein şöyle diyordu: “Eğer basitçe izah edemiyorsan, yeterince anlayamamışsın demektir”.

Fikriniz ne olursa olsun, uygulaması her şeyden daha önemli. Ve uygulamasını iyi yapmak kadar, girişiminizi anlatabilmeniz önemli. O kadar iyi özümsemiş olmanız gerekiyor ki, basite indirgenmiş bir şekilde anlatabilesiniz.

3. Yatırımcınızı iyi seçin.

İlla yatırımcı gerekiyor diye bir şey yok tabii ki. Ama deneyim şunu gösteriyor ki, genelde yaptıklarınızı finanse etmek için dışarıdan bir yardıma ihtiyacınız oluyor: Aile, arkadaşlar, melek yatırımcılar, hibeler, melek yatırımcı ağları, risk sermayesi şirketleri gibi değişik alternatifler mevcut.

4. Unutmayın, yatırımcı parasını yatırdıktan sonra, yatırımcıyı kovamıyorsunuz.

Ortaklarınızla bile ayrılmak daha kolay… 

İmzaladığınız hukuksal anlaşmalar çerçevesinde, yatırımcı korunuyor. Doğrusu bu tabii. Onun için de, yatırımcı seçerken bu sürece zaman ayırıp, iyi seçmek lazım: “Yatırımcı hakkında alınan referans, onun işler kötü gittiğinde ne yapacağı hakkında ipucu verir” nasihatını aklınızdan çıkartmayın. Yatırımcılar genelde her zaman yaptıklarını tekrarlarlar.

5. Ortaklarınızı iyi seçin.

Yaptığınız iş ne olursa olsun, ortaklarınızla her gününüz ve geceniz beraber geçiyor olacak. Eşlerinizden, hayat arkadaşlarınızdan daha çok zaman geçireceğiniz kişi olacaklar. Başarıyı ve başarısızlığı paylaşacağınız ilk kişiler yine ortaklarınız olacak.

6. Tolstoy ise şöyle yazmıştı: “Nereye gittiğimizden çok asıl önemli olan kiminle gittiğinizdir”.

Yani ortaklığı çok yoğun bir ilişki gibi, bir nevi evlilik gibi düşünmek lazım. Boşanabilirsiniz ama bu genelde çok maliyetli (hem maddi hem manevi) bir süreç. Onun için ortağı iyi seçmek şart. 

Herkesin, kendisi için önemli olan kriterleri ortaklık başlamadan oluşturması gerekiyor.

7. Ortak bulamıyorsanız, o girişimi bir daha gözden geçirin.

Aklınızdaki girişimi çevrenize, doğal olarak güvendiğiniz yakın arkadaşlarınıza anlatmaya başladığınızda, belirli bir süre içinde ortak bulamıyorsanız, bu girişimi bir daha gözden geçirmeniz lazım. 

Bu sorunun iki kaynağı var: Ya girişim kimsede heyecan yaratmıyor, veya siz girişimi anlatamıyorsunuz – yani işi pazarlayamıyorsunuz. İki neden de girişimi tekrardan sorgulamanız için yeterli.

8. Yatırım almak başarılı olduğunuz anlamına gelmez.

Yukarıdaki adımları aştığınızı düşünelim: İyi ortaklarınızla güzel bir yatırım buldunuz. Lütfen bunu başarı kabul etmeyin. Yatırımcı muhtemelen sizin dışınızda başka yerlere de yatırım yapmıştır ve sizden ona anlattığınız hikayenin gerçekleşmesini, yani sizin performansınızı beklemektedir.

9. Üzerinize kıskançlığın negatif enerjisini toplamayın.

Doğal olarak birinin size güvenmesinden ve parasını size vermesinden dolayı büyük bir sevinç yaşayacaksınız. Ve tabii ki arkadaşlarınıza, ailenize bu yatırımcının ne kadar önemli biri olduğunu, sizi seçmesinin büyük onur olduğunu anlatacaksınız. 

Bunu yapmayın – bu hem sizi gereksiz bir başarı havasına sokar, hem de çevrenizde bunu başaramamış herkesin ister istemez kıskançlığını üzerinizde toplar. Yatırım almanın uzun bir yolda gerekli bir adım olduğunu algılayın ve kendinizi işe verin.

10. Viral bir patlama yaşama hayaline kendinizi kaptırmayın.

Arada bir gözlerinizi kapattığınızda, başladığınız günü hayal edecekseniz ve bunu yaparken insanların kapış kapış sizin servisinizi veya ürününüzü satın almaya çalışacaklarını hayal edeceksiniz. 

Bu hayalin son derece zevkli olduğunun farkındayız ama lütfen yapmayın. Viral bir patlama yaşamayacaksınız. Veriler bunu net bir şekilde gösteriyor. Ayağa kalkabilen girişimlerin çoğu bir kaç sene içinde güzel bir yerlere geliyor. Bu da çok çaba, özveri ve disiplin isteyen bir şey. Ama kendinizi “viral patlama beklentisine” sokarsanız, hayal kırıklığına uğruyorsunuz ve gerekli olan motivasyonu sağlayamıyorsunuz.

11. Her şeyi her gün sorgulayın.

Genelde aklınızda olan fikir ile başarılı olan start-up’ın arasında dünyalar kadar fark oluyor. Başlangıçtaki fikri düzenli sorgulayan ve geliştirenler bu yarışı kazanıyor. 

Veriler yalan söylemez – verilerinize hakim olmanız lazım. Verilerin size anlattığı hikayeler ve gerçekler doğrultusunda her şeyi her gün sorgulayın. Bu sizi hafiften paranoyak da yapıyor tabii ama, durduğunuz an, kaybetmeye başladığınız an oluyor. Başarıya giden yol sorgulamakta.

12. Başkalarının övgülerine inanmayın.

En yakın çevreniz size en çok dokunan insanlar olacaktır. En çok geri bildirim de onlardan gelecektir. Eğer onlardan gelen övgü dolu yorumlara inanırsanız, bu sizi tembelleşmeye iter.

13. Aynı şekilde, kendi yaptığınız PR’a (halkla ilişkiler) da inanmayın.

Halkla ilişkiler belirli bir imaj oturtmak için yapılır. Bu imaj oturtmak aynı zamanda bilgilendirme ve tanıtım amaçlarını da içinde barındırır. Ama o yolda daha neler yapmanız gerektiğini sadece siz bildiğinizden, yaratılmaya çalışılan PR’a inanmadan, ona erişmek için elinizden gelen her şeyi yapmanız gerekiyor.

14. Bu arada, yeni bir girişim olarak hakkınızda konuşulması genelde çok iyi bir şey.

Okuduklarınızı sevmeseniz bile, bir şekilde insanların bir şeyler yazması sizin girişiminizi veya size gündemde tutmak demektir. Ve bu iyi bir sinyaldir.

15. Taklitçilere ve aynı işi yapanlara takılmayın.

Başarılı bir şirket olma yolunda er geç (ve ülkemizde bu çok hızlıdır) karşınıza sizin yaptığınızın aynısını yapan şirketler veya start-up’lar çıkacak. 

2011 senesinde Türkiye’de 24 tane özel alışveriş kulübü vardı. Şimdi dört tanesi ayakta, diğerleri bir şekilde ebediyete intikal etti. Sizin yaptığınızı yapan rakipler ortaya çıkınca, bunu doğru yolda olduğunuzun bir göstergesi olarak kabul edin.

16. Ama bir gözünüz de daima üzerlerinde olsun.

Taklitçilere takılmayın, onlar hakkında konuşmayın. Fakat her zaman ciddiye alın, yarın onlardan biri sizin kör noktanızdan gelip, sizin önünüze geçebilir. Ve unutmayın, rekabet girişimcinin kırbacıdır. Size iyi gelir.

17. Yine Tolstoy’dan gelsin: “Herkes insanlığın kötüye gittiğini kabul eder de kimse kendinin kötüye gittiğini kabul etmez”.

Bir şekilde, her zaman bir şansımız daha olduğuna inanırız. Tabii ki olumlu düşünürüz. Biraz daha dayanırsak, bu işin üstesinden geleceğimizi düşünürüz. 

Ama sayılar ve veriler yalan söylemez, onların anlattıklarına bakmakta bir fayda var. Görünen köy de kılavuz istemez. Sürdürülemeyecek bir aşamaya gelirseniz, yapmanız gerektiğini yapın, ve başarısızlığı kabul edin. Bunda hiç kötü bir şey yok.

18. Son olarak, Dalai Lama ile bitirelim: “Eğer kaybederseniz, öğrendiklerinizi kaybetmeyin.”

Yaşadığınız her şey bir sonraki yapacaklarınız için son derece değerli bir altyapı oluşturuyor. Önünüze bakın. Geçmişe takılmayın.

***

 Girişimcinin unutmaması gereken iki öncelik: 

Ciro yapmak her zaman masraf kısmaktan daha önemlidir.

İyi bir şey yapmak, ucuza yapmaktan daha önemlidir.

Bunları da beğenebilirsin Yazarın Diğer Yazıları

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.