Otizm ve Diğer İletişim Bozuklukları

Otizm

Derya Hanım ve Mehmet Bey, çok istedikleri bebeklerine, Murat’larına nihayet kavuşmuşlardı. Murat, son derece sağlıklı bir bebekti. Gerçi, kucağa alındığı zaman huzursuzlanıyor, uzun süre hiç sesi çıkmadan yatağında yatıyordu, ama bunlar çok da önemsenecek şeyler değildi. Murat’ı adını ‘Taş Bebek’ koymuşlardı.
Murat, yaşında yürümeye başlamıştı, ancak konuşmaya pek niyeti yoktu galiba. İlgilendiği şeyler, televizyondaki müzik programları ve reklamlardı. Uzun uzun gazetelere bakıyor, elindeki ipi ise hiçbir zaman bırakmıyordu. Murat’ın yemekle de arası iyi değildi, sadece beyaz peynir yiyor ve süt içiyordu.
Yaşıtları, artık konuşmaya başlamışlar, ancak Murat bu konuda hiçbir ilerleme kaydetmemişti. Aslında, bir şeyleri isimlendirmek ya da anlatmak onun hiç ilgisini çekmiyordu. Eve gelen gidenlerle , diğer çocuklarla da hiç ilgili değildi. Sadece istediği bir şey yapılmadığında çığlık çığlığa ağlıyor, ellerini ısırıyor, başını yerlere vuruyordu. Anne ve babasının büyük bir hevesle aldığı oyuncakları sadece sıra sıra diziyor, sonra da onları gözünü kısıp değişik açılardan izliyordu.
Murat, üç yaşına geldiğinde yaşıtlarıyla arasındaki fark gitgide belirgin hale gelmeye başlamıştı. Sonunda ailesi, Murat’ı bir uzmana götürdü. Murat ve ailesiyle görüşen psikolog, çocuğun yoğun bir iletişim kurma zorluğu yaşadığını ve bunun ‘otizm’ olarak adlandırıldığını belirtti.
Derya Hanım ve Mehmet Bey, duyduklarına inanmak istemediler. Oğulları için hep en iyisini yapmaya çalışmışlar, hiçbir şeyini eksik etmemişlerdi. Psikolog yanılıyor olmalıydı. Ama bir taraftan da söylediği şeyler çok mantıklıydı. Önerdiği şey, özel eğitimdi ve bunun çok uzun bir süreye yayılacağını söylemişti. Derya Hanım ve Mehmet Bey kendi kendilerine ‘Bunu hak edecek ne yaptık?’ diye düşündüler… Geceler boyu ağladılar… Ellerine geçen her türlü yayını okudular… Eşlerine dostlarına yavaş yavaş bu konudan bahsetmeye başladılar… Murat’la her gün yoğun olarak ilgilenmeye başladılar…
En sonunda Murat için bir özel eğitim programına başlamaya karar verdiler…Oğulları için çok üzülmekle birlikte, onun eğitim sayesinde aldığı yol onları mutlu etti, morallerini düzeltti.

Tanımı : Yaşamın ilk yıllarında , iletişim ve sosyal etkileşimde zayıflık şeklinde ortaya çıkan bir yaygın gelişim bozukluğudur.

Türleri : Otizmin ortaya çıkışı iki değişik şekilde olabilir. İlk halde, çocuk doğduğu andan itibaren yaşıtlarından farklı gelişir, ikinci halde ise, çocuk 1.5-2 yaşına kadar normal bir gelişim gösterir, daha sonra ortaya çıkmış olan becerilerini kaybeder. İletişim ve sosyal becerileri yaşıtlarına yakın düzeyde gelişmiş olan çocuklar ise genellikle “Asperger” tanısı alırlar.

Belirtileri : Erken bebeklik çağı otizminde şu bulgulara rastlamak mümkündür, ancak bütün bulgulara tek bir çocukta rastlanmayabilir. Çocuk,

  • Bebeklik döneminde aşırı ağlar yada aşırı sakindir
  • Anneye ve diğer insanlara fazla ilgi göstermez
  • Daha sonraki dönemlerde göz teması kurmaz yada sürdürmez
  • Oyuncaklarla anlamlı şekilde oynamaz
  • Vücudun bazı bölümlerini yada nesneleri çevirir, sallar
  • Konuşsa bile kelimeleri gerçek anlamda iletişim için kullanmaz
  • Günlük hayatta sıradan kabul edilen duyusal uyarılara aşırı tepki gösterebilir
  • Sosyal ilişkiye girmektense kendi kendine olmaktan daha mutludur
  • Çevresini merak etmek yeni şeyler öğrenmek için çaba göstermez

Seyri : Otizm, çok ciddi bir gelişim bozukluğudur ve çok erken yaşlarda yoğun bir müdahaleyi gerektirir. Okulöncesi dönemde, yoğun bir eğitim ve aile desteği, çocuğun doğuştan getirdiği kapasite, çocuğun bu sorunu ne dereceye kadar aşacağını bir ölçüde belirler.

Profesyonel yardım gerektiren durumlar : Otizmin kesin bir tedavisi yoktur; bu durumu daha iyi hale getirmek ve başetmek söz konusudur. Çocuğun dil gelişiminin olmaması ve çevreden kopuk olması durumlarında hiç zaman kaybetmeden bir uzmana başvurmak gerekir.

Kendi kendine yardım için yapılabilecekler : Otizmde, çocuğun ve ailenin kendi kendine yapabileceği pek fazla şey bulunmamaktadır. Ancak, ailenin sabırlı, kararlı olması ve eğitimin her ortamda devamlılığını sağlaması çok önemlidir.

Otizm Öndeğerlendirme Ölçeği 
1) Çocuğunuz gözünüze 1-2 saniyeden fazla süre bakar mı?
Evet/Hayır
2) Çocuğunuz istediği bir şeyi göstermek için işaret parmağını kullanır mı?
Evet/Hayır
3) Çocuğunuz size göstermek, paylaşmak üzere nesneleri size getirir mi?
Evet/Hayır
4) Çocuğunuz isteklerini sözlü olarak anlatabilir mi?
Evet/Hayır
5) Çocuğunuz çevresindeki kişilerin ona ne demek istediğini anlayabiliyor mu?
Evet/Hayır
6) Çocuğunuzun konuşması (eğer varsa) yaşıtlarınınki gibi midir?
Evet/Hayır
7) Çocuğunuz gördüğü ya da sizin istediğiniz hareketleri taklit edebilir mi?
Evet/Hayır
8) Çocuğunuz evcilik türü oyunlar oynar mı?
Evet/Hayır
9) Çocuğunuz diğer çocuklarla ilgilenir, onlarla birlikte olmak ister mi?
Evet/Hayır
10) Çocuğunuzun “tanıdığı kişi”, “yabancı kişi” ayırımı yapar mı?
Evet/Hayır
11) Çocuğunuz yeni durumlarla ilgilenir, merak eder mi?
Evet/Hayır
12) Çocuğunuzun davranışlarının anlamını çözmek çoğunlukla mümkün müdür?
Evet/Hayır
*Soruların çoğuna “hayır” yanıtını verdiyseniz bir uzmanla görüşmenizde yarar olabilir.

Otizm Tanısı
Otizmin tıbbi bir testi bulunmamaktadır. Tam olarak teşhisi kişilerin iletişimlerinin gözlemlenmesine dayanmalıdır. Bunun yanısıra, otizmin birçok belirtisinin diğer hastalıklarla da benzeşmesinden dolayı, kesin bir tanı için bazı tıbbi testlere de gereksinim duyulmaktadır. Tek ve kısa bir gözlem de kişinin kabiliyetleri ve davranışları hakkında doğru bir resim çizmeyecektir. Ailesel veya kişi ile ilgilenen kişilerin vereceği bilgiler ve gelişimsel geçmişi, kesin bir tanımlamayı oluşturmadaki önemli parçalardır. İlk bakışta, bazı otizmli kişiler zeka geriliğine, davranış bozukluklarına, duyma problemlerine ve alışılmadık davranışlara sahipmiş gibi görünebilirler. Bu tip durumlar otizmle birlikte görülse de diğer durumlardan ayırımı yapmak ve erken teşhiste bulunup gerekli eğitim ve tedavi yöntemlerinin uygulanması gerekir.

Erken Tanı
Araştırmalar, erken tanının otizmi olan kişilerde belirgin iyiye gidişlere neden olduğunu göstermiştir. Erken teşhis edilmiş çocuk, özel hazırlanmış programlardan daha erken yararlanmaya başlayacağından daha etkili sonuçlar alacaktır.

Tanı Yöntemleri
Otizmin karekteristik özellikleri bebeklikte (18-24 aylık) bazen belli olsa da, genellikle erken çocuklukta (24 aydan 6 yaşına kadar) kendini gösterir. Doktora kontrole gittiğinizde, bebeğinizin gelişimini anlamak için, ‘gelişim taraması’ yapabilir. Amerika’daki Milli Çocuk Sağlığı ve İnsan Gelişimi Ensitüsü (NICHD) tarafından yapılan listeye göre, çocuğun 5 ana davranışında otizm araştırması yapılmaktaktadır:

  • 12 aylıkken heceleme yoktur
  • 12 aylıkken hiç mimik yoktur
  • 16 aylıkken tekli kelimeler söylememiştir
  • 24 aylıkken kendi başına ikili kelime grubu oluşturmamıştır
  • Herhangi bir yaşta dilsel veya sosyal becerilerde kayıp yaşanmıştır

Bu beş maddeden herhangi birine sahip olması çocuğunuzun otistik olması demek değildir. Bu bozukluk çok çeşitli özelliklere sahip olabilir; bu sebeple değerlendirmenin çeşitli alanlardan, örneğin nörolog, psikolog, gelişim pediyatristi, konuşma/dil terapisti ve ile uzmanlık alanı otizm olan ilgili profesyoneller tarafından ele alınması gerekmektedir.

Otizm tanısını koyabilmek için tek bir davranış veya iletişim testi yoktur. Tanı koymada birçok değişik tarama yöntemlerinden yararlanılır.

  1. CARS DERECELENDİRME SİSTEMİ (Çocukluk Otizmi Derecelendirme Ölçeği) : 1970’de geliştirilen sistem, davranışların gözlemlenmesine dayanır. Çocukların, diğer insanlarla ilişkileri, vücütlarını kullanmaları, değişikliğe adaptasyonları, cevapları dinlemeleri, sözlü iletişimleri profesyoneller tarafından 15- puanlı ölçek ile değerlendirilir.
  2. CHAT ( Küçük Çocuklar için Otizm Tarama Listesi) : Simon Baron- Cohen tarafından geliştirilen bu soru listesi, 18 aylık kadar küçük çocukları incelemede kullanılır. İki kısımdan oluşan soru formu içerir. Bir tanesi anne-baba, diğeri de çocuğun doktoru içindir.
  3. OTİZM TARAMA TESTİ : 40 maddeden oluşan testte, 4 yaş ve daha üzeri çocukların iletişim becerileri ve sosyal yapıları değerlendirilir.
  4. İKİ YAŞ İÇİN TARAMA TESTİ : Üç ana alana, oyun, motor hareketleri, taklit etme ve dikkat toplama alanlarına bakılarak, iki yaş altındaki çocuklarda otizm verileri olup olmadığı anlaşılır.

Uzmanlarla Konsültasyon
Siz veya çocuğununuzun doktoru otizimden şüphelenirseniz, çocuğu bu konuda uzmanlaşmış birinin görmesi gerekir. Bu gelişim uzmanı, psikolog veya psikiyatrist olabilir. Bu profesyoneller, çocuğunuzu belirlenmiş alanlarda teste ve gözleme tabi tutacaklardır. Değişik alanlarda uzmanlaşmış olan bu kişiler, bir değerlendirme takımı halinde tedavi programı hazırlayacaktır.
Bu konuda aile ve uzmanların iş birliği içinde çalışması çok önemlidir. Çünkü, uzmanlar, çocuğun eğitim seçenekleri için tavsiyeler vermede kendi deneyim ve bilgilerinden yararlanırken, siz de çocuğun yapabilecekleri ve ihtiyaçlarını hakkındaki bilginizden yararlanacaksınız. Tedavi programlarında aile ile uzmanlar arasındaki iletişim, çocuğun gelişimini izlemede çok önemli bir yer tutar. Uzmanlarla çalışmada birkaç önemli noktayı vurgulayacak olursak:

  • Bilgilenin: Bakımında aktif rol oynayacağınız için, çocuğunuzun yetersizlileri hakkında öğrenebildiğiniz kadar çok şey öğrenmeye çalışın. Uzmanlar anlamadığınız terimler kullandığında, onlardan bunları açıklamalarını isteyin.
  • Hazırlıklı olun: Doktorla, terapistle ve okul personeliyle görüşmeye giderken hazırlıklı olun. Merak ettiklerinizi ve sorularınızı yazın, cevapları not alın.
  • Organize olun: Birçok aile, çocuklarının tanı ve tedavisi hakkındaki detayları düzenli bir şekilde not eder.
  • İletişim: İyi veya kötü, ama uzmanlarla mutlaka açık iletişimi sağlayın. Eğer uzmanla, onun verdiği tavsiye hakkında hemfikir değilseniz, özellikle nedenini sorun.

Tanı Konulduktan Sonra
Genellikle, tanının konulmasının hemen sonrasında , aile için karmaşıklık, kızgınlık ve hayalkırıklığı gibi hisler zorluklara sebep olabilir. Bunlar normal duygulardır. Fakat yaşam otizm tanısından sonra da devam ediyor. Hayat otistik bir çocuk için ve onu tanıma ayrıcalığına sahip olan kişiler için denemeye değer olabilir. Bunu kabul etmek her zaman çok kolay olmasa da, çocuğunuza yaşadığı dünyayı ilginç bulmayı ve oranın sevilebilir bir yer olduğunu öğretebilirsiniz.

DİĞER İLETİŞİM BOZUKLUKLARI

Asperger Sendromu


Asperger sendromu, kendisini daha çok sözel olmayan iletişim alanında gösteren nörobiyolojik bir bozukluktur. Asperger sendromu olan çocuklarda gözlenebilen özellikler şunlardır:

  • Göz kontağı kuramama
  • Yüz ifadesini duruma uygun olarak değiştirememe
  • Vücut duruşunu duruma uygun hale getirememe
  • Arkadaş ilişkilerini sezgisel olarak başlatamama ve sürdürememe
  • Duygu ve düşünceleri paylaşmak için doğal bir gereksinim duymama
  • Çok kısıtlı ve takıntılı ilgi alanları
  • Fonksiyonel olmayan rutinlere hiç esneklik göstermeden bağlanma
  • Tekrarlayan motor hareketler, elleri yanda sallama gibi

Asperger sendromu olan çocuklarda konuşma gecikmesi pek görülmez. Ancak bu çocukların dil kullanımı sıradışıdır; vurguları mekaniktir ve aynı kalıplarla konuşurlar.

Asperger sendromu olan çocuklar zihinsel beceri düzeyi, kendine bakım becerileri, çevreyi araştırma gibi alanlarda yaşıtlarından belirgin bir farklılık göstermezler.

Asperger sendromu olan çocuklar yaşıtlarının devam ettiği okullara gidebilir, normal eğitim hayatlarını sürdürebilirler. Ancak, küçük yaşlarda çok içine kapanık olarak tanımlanan bu çocuklar, daha ileriki yaşlarda yaşıtları tarafından garip bulunabilir ve dışlanabilirler. Bu durumda bazı Aspergerli çocuklarda sıkıntıya yol açabilir.

Asperger sendromu olan çocuklarla yapılacak sosyal beceri ağırlıklı çalışmalar, onların sosyal ortamlarda daha az sıkıntı çekmelerini sağlayacaktır.

Semantik-Pragmatik Bozukluk

Semantik-pragmatik bozukluk bir çok bakımdan Asperger sendromu ile benzerlik gösterir, ancak bu sorunda dili kullanmadaki aksaklıklar daha ön plandadır. Semantik Pragmatik Bozukluğu belirleyen sorun alanları şunlardır:

Dil

  • Karşısındaki kişiyle ortak dikkat oluşturmada zorluk
  • Geç konuşma
  • Çok fazla cins isim bildiği halde eylem bildiren sözcüklerde zorlanma
  • Duygu ve düşüncelerini tanımlamak için sözcük bulmada zorluk
  • Dikkatin kolay dağılması
  • Konuşmayı uygun bir şekilde başlatamama
  • Kendi ilgi alanına giren konularla ilgili olarak ara vermeden konuşma
  • Başkalarının anlattıklarıyla ilgilenmeme
  • İşitsel ayrımlaştırmada zorluk

Oyun 

  • Kendi seçtiği oyunlarda ısrarcı olma
  • Taklit yerine gerçek aktiviteleri tercih etme
  • Oyun kurallarını izlemede zorluk
  • Lego ve yap-boz türü oyunlarda başarılı olma

Okul

  • Sadece istediği zaman istediği derse çalışma
  • Sayısal derslerde daha başarılı olma
  • Yazı yazma, yaratıcı öyküler oluşturma, okuma-anlamada zorluklar
  • İnce motor beceride zorluklar

Duyular

  • Bazı çocuklarda koku ve tada karşı aşırı duyarlılık
  • Acı hissinin çok zayıf olması

Semantik-Pragmatik zorluğu olan çocukların da uzmanlar tarafından değerlendirildikten sonra zorlandıkları alanlara yönelik özel eğitim çalışmalarına alınması, onların çevreye ve yaşamın sunduğu şartlara uyumlarını güçlendirecektir.

Kaynak : Davranış Bilimleri Enstitüsü

Bunları da beğenebilirsin Yazarın Diğer Yazıları

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.