Çok Da Dertti

• Varsınlar; bebeğinizi, çocuğunuzu sevmesinler, beğenmesinler…
• Çocuğun fıtratını bozmamanın ilk adımı, onu önemsemektir.
– Neyini önemsemek ?
– Agresifliğini, aksiliğini,
– Canınızı sıkmasını,
– İsteklerini, arzularını,
– Ağlamasını, öfkesini, sevincini, şakasını,
– Haylazlığını, huysuzluğunu…
– “Acaba çocuk, bunlarla ne demek istiyor” u çözmektir, önemsemek.
• Çocuğun;
– Hiçbir özelliği,
– Hiçbir yeteneği,
– Hiçbir becerisi ve kazanımı öne çıkarılmadan,
– Fıtratından kaynaklanan hal ve tavırlarına vurgu yapmadan;
– “ Bak amcası, nasıl da ezber biliyor…ne güzel şakıyor…”
– “ Ablası, sen benim oğlumun karnesini gördün mü, bak…”
– “ Benim kızım ne kadar da güzel şiir okuyor, hadi oku da görsünler…”
– “ Oğlumun bir yazısı var ki, o kadar mı harika olur…
getir defterini de dayın görsün…” leri, öne çıkarmadan,
– Gayet doğal hali ile ve sırf insan olması nedeniyle sevilmesi ve benimsenmesi,
ve tanıtılması , fıtratının korunması anlamına gelir.
• Aile içinde onaylanan, önemsenen ve kabul gören çocuklar,
– Ebeveynlerine ve ailelerine bağlı olurlar.
– Ancak bu; “aidiyet” duygusundan kaynaklanan bir bağlılık olmayabilir.
– Kabulün ve onayın aidiyete dönüşebilmesi için,
evdekilerin de çocuk tarafından onaylanması gerekir.
• Şöyle ki;
– Siz, her hali ile kabul ettiğiniz çocuğunuza, herhangi bir nedenden dolayı,
beceriksizlik, yetersizlik, güvensizlik mikrobu bulaştırırsanız,
büyüyü bozarsınız.
– Ebeveynlerin, genellikle gözden kaçırdıkları konu budur.
– Notunu zayıf bulma, karnesini yetersiz görme, tavırlarını ayıplama,
bakkaldan tuz almak için gönderdiği çocuğun, elinde kibritle dönmesi,
az önce söz alındığı halde şimdi tersini yapıyor olması…
gibi konular karşısında çocuk, suçlanırsa, dediğimiz mikropları kapar.
• Diğer taraftan;
– Çocuğun küçüklüğünde ona, evinde biçilen rol,
yapıştırılan etiket, kazandırılan benlik algısı ne ise, çocuk onu,
yaşamı süresince korumayı sürdürür.
– Mesela;
– Çocuğun komikliği sürekli öne çıkarılırsa,
gelen gidene öyle lanse edilirse,
– Çocuk ta şöyle bir anlayış gelişir:
– “Ben, bu halimi sürdürmeliyim, her ortamda kullanmalıyım ki,
etraftakilerden kabul görebileyim…”
– Velev ki öne çıkardığınız özelliği, başarısı, çalışkanlığı, hamaratlığı olsun,
çocuğun benliği, zarar görür…
– Çünkü; herkese karşı sürekli öyle görünmeye çalışır…
– Aksi halde, itibar göremeyeceğini zanneder.
– Halbuki; hiçbir insanın çalışkanlığı, hamaratlığı, becerikliliği…teklemeden sürmez.
– Çocuk, bunu devam ettirmeye çalışarak kendisini yıpratır…
• Günümüzde etrafımızda bu tip insanları sıkça görebiliyoruz.
– Yani;
– Yaşı-başı ne olursa olsun, bulunduğu ortamda:
– Sürekli konuşan, devamlı şakalar,komiklikler yapmaya çalışan,
etrafındakiler şirin görünme gayreti içinde olan,
dikkatleri üzerine çekmeye çabalayan…insanlar,
benlikleri bir şekilde zarar uğratılmış kimselerdir.
• Bir örnek daha:
– Çocuğa cinsellik bilinci kazandırma konusunu işlerken,
sıkça söylediğimiz bir öneri vardır:
– “ Bebekleri ve çocukları, gelişigüzel sevmeyin ve sergilemeyin,
hoyratça öpüp koklamayın, havaya fırlatmayın,
çılgın gibi öpmeyin öptürmeyin, sevdirmeyin…”diye, hatırlatır dururuz.
• Çünkü;
– Bu tür sevgi seramonileri karşısında çocukta genel anlamda:
– “ Şirin görünürsem, kendimden özverilerde bulunursam,
fıtratımda fedakarlık yapar da farklılık oluşturursam;
çevremden ve etrafımdakilerden onay alırım, kabul görürüm…”
anlayışı gelişebilir.
– Böylece;
– Bir gruba, bir topluluğa, bir ortama yaklaşabilmek, oradan onay almak,
ve kabul görmek için, onlara “farklı” görünme çabası içinde olabilir.
• Siz siz olun, doğallığı asla elden avuçtan bırakmayın.

PSK. DR. Yaşar Kuru

Bunları da beğenebilirsin Yazarın Diğer Yazıları

1 yorum

  1. Sümeyra diyor

    Merhabalar…yazının başı o kadar dikkatimi çekti ki..bana yazıldı sandım bir an..sonra da kızdım kendime. .kızımla ilgili millet ne der diye düşündük lerim geldi aklıma. ..gercekten çok da dertti sanki..Bundan sonra bunu düstur edinmeye çalışacağım..Teşekkürler. ..

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.