Erkekler şizofreniye daha yatkın

Şizofreni genetik faktörlerin yanı sıra çevresel etkenlerin etkileşimi ile ortaya çıkan bir hastalık. Erkeklerde daha erken yaşlarda başlayan şizofreni, kadınlara göre erkeklerde daha ağır seyrediyor. Risk faktörleri arasında kış veya ilkbahar doğumlu olmak, şehirde yaşamak, yaşlı babanın çocuğu olmak ve annenin hamilelik dönemini stres altında geçirmesi gibi etkenler yer alıyor.

Erkeklerde risk fazla

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi’nden psikiyatri uzmanı Yrd. Doç. Dr. Ahmet Yosmaoğlu, kış veya ilkbahar doğumlu olanlar, şehirde yaşayanlar, göç etmiş olanların daha yüksek risk altında olduğunu belirterek “Yaşlı babaların çocukları, anne karnında enfeksiyona maruz kalanlar, stresli gebelerin çocukları, olumsuz yaşam olayları ve travmaya maruz kalanlar, sosyal olarak izole edilmiş kişiler, alkol/madde kullananlar ve ailesinde şizofreni öyküsü bulunanlar daha yüksek risk altındadır. Ayrıca, erkek olmak, şizofreninin erken başlaması ve ağır seyretmesi ihtimalini arttırır” diye konuştu.

Şizofreni tedavi edilebilen bir hastalıktır

Şizofreni belirtilerinin ilaç tedavisi ve diğer biyolojik tedaviler ile kontrol altına alınabildiğini belirten Yrd. Doç. Dr. Ahmet Yosmaoğlu, “Bir kısım hasta, iş, ailevi işlevler, sosyal yaşam gibi işlevsellik alanlarında yeniden işlev görür hale gelirler. Ancak bir kısım hastada tüm tedavilere rağmen hastalık ilerleyici olmakta, zihinsel işlevler giderek ‘düşüncenin olmadığı’ noktaya doğru gitmektedir. Bu gibi hastalarda ilaç tedavisi davranış kontrolü açısından önem arz eder” dedi.

Düzenli tedavi alanlar hayatlarını yardımsız sürdürebilir

Şizofreni, tedavi ile düzelme dönemleri ve alevlenme dönemleri ile seyreden bir bozukluk olduğu için, şizofreni hastalarının gündelik yaşamlarını sürdürmek için zaman zaman yakınlarının yardımlarına ihtiyaç duyabildiğini kaydeden Yrd. Doç. Dr. Yosmaoğlu, “Alevlenme dönemlerinde kişinin ruhsal rahatsızlık ile alakalı farkındalığı azalmış olacağından, kişi tedaviyi reddedebilir. Bu dönemlerde gündelik yaşam faaliyetleri de aksayacak, hastanın desteğe ihtiyacı olacaktır. Tedavisini düzenli alan ve alevlenme döneminde olmayan şizofreni hastaları, iş hayatını ve gündelik hayatı yardımsız sürdürebilirler” diye konuştu.

Dengeli bir yaklaşım içinde olunmalı

Ailelere öncelikle hastanın şizofreni hastasından önce, bir birey olduğunu hatırlamaları gerektiğini söyleyen Yrd. Doç. Dr. Ahmet Yosmaoğlu, “Rahatsızlığın yarattığı belirtiler ile alakalı eleştiri, hiçbir işe yaramadığı gibi, hastanın stres düzeyini daha da arttıracağı için, hastalık alevlenmelerini sıklaştırır. Aşırı korumacı yaklaşım da hastanın işlev görmesinin önünde engel oluşturur. Koruma ve yalnız bırakarak, uzaktan izleyerek desteklemenin dengeli bir bileşimi, hastaların iyi kalmasına yardımcı olur” tavsiyesinde bulundu.

Bunları da beğenebilirsin Yazarın Diğer Yazıları

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.