İnsanlığın ilginç batıl inançları

İnsanlığın ilginç batıl inançları

Batıl inançlar bir şekilde hayatımızda yer edinmiş öğretiler olup çıkmış. Siz ne değin farkındasınız bilmem, lakin “Değil yahu ben inanmam pek şeylere” diyen insanın yanından bir kara kedi geçsin de göreyim. Bir güvercin pislesin de üstüne bakın nasıl koşuyor talihinin peşinden…

Şakası bir yana galiba ihtiyacımız da var böyle şeylere. Yani kendimce herkes biliyor kedilerinin renklerine tarafından bir şeyin değişmeyeceğini ya da ne bileyim bir olumsuzluk karşı elini kulağına götürüp üç defa tahtaya vurmanın kendisini korumayacağını. Fakat öyle öğrenmiş işte. Vakit ona bunları getirmiş eskilerden…

Ne yalan söyleyeyim ben de yapıyorum. Hatta bundan bir oyun bile kurdum kendime; şöyle oysa, örneğin bana en minicik bir şeyde hemen nazar değiyor bir bakıyorum anında dilimi ısırmışım. Olmadı zaten yanımdan biri hemen “Poponu kaşı, maazallah” deyiveriyor. Sonuçta halk da ”Maşallah” demeyi pek bilmiyor değil mi lakin? Popomu kaşıyarak kendimi tüm nazarlardan korumam gerek…

Ayna ayna söyle bana

Aynanın masallardan beri hayatımızdaki yeri büyük, siz de bilirsiniz. Pamuk Prenses’in kötü kalpli üvey annesinin aynanın karşı durup “Ayna ayna söyle bana, var mı benden güzeli bu dünyada?” diye sorduğundan beri aramızda diğer bir bono oluşturmuş durumdayız.

Buradan sonrasında da batıllar dile gelmiş aramak fakat, fazla güzel olmanın aynayı çatlatacağına inanılmış örneğin ya da çatlayan aynanın kırılıp atılması gerektiğine. Eğer atılmazsa kötü talih peşimizi bırakmıyormuş. Hemen ayrım ettim, arada işlerimin ters gidişinin sorumlusu banyodaki bir köşesi çatlamış aynayı atmamammış demek…

Ayna konusunda ilginç bir batıl daha var giderken: Bir yerlerden duymuştum, Rusya’da evden çıkmış ve bir şeyler unutup hemen geri dönmüşseniz mutlaka aynaya bakmanız gerekiyormuş. Yoksa netice yeniden aynı, o gün bir şeyler zıt gidiyormuş.

Rusya’da olayı bir tek günün fena gidişiyle kapatabiliyorsun. Bizdeki koşul daha vahim. Aynayı paramparça edip atmadıkça kurtulamayacaksın o kötü şanstan.

Gecenin ne suçu var

Batıllarda bundan başka zamanı dilimlere bozmak var. Ama en fazla yüklenilen de gece. Tamamlanmış, evet natürel ama gündüz ile gecenin bir farkı olmalı. Aydınlık insanın içini ferahlatırken karanlık ruhunu daraltıyor. Lakin yine de gecenin yalnızca geçecek bir süre dilimi olduğunu benimsemek güçleşiyor.

Örneğin gece aynaya mı baktın, istediğin değin güzel ya sen çirkinleşeceksin ya da kaderin; çünkü gece aynaya bakmak günahtır batılı var.

diğer taraftan babaannemden yaşayarak öğrendiğim bir gece batılı var; gece ıslık araklamak günah. Küçükken ne zaman bir ıslıkla melodi tuttursam babaannem gündüz bir zamanlar gülümseyerek yüzüme bakardı. Ama o ıslığı gece çalıyorsam vay başımıza gelenler, “Kızım sus, gece gece şeytanları birleştirme başımıza” derdi. Hele dahası çivi kesmeye kalk da gör şenliği. E umulan gece çivi da kesilmez. Genelde yaz sıcağında balkonda oturuyor olurduk. Bir iki karşısında çıkmaya çalışsam da bakıyorum değişmiyor, gülecek bir şeyler bulur konuyu benim bir dahaki gece ıslığıma kadar kapatırdık.

üstelik içimi kaldıranı var oysa, o fazla fena: gece sakız çiğnenmez. Çünkü gece sakız çiğnersen sahiden ölmüşlerinin etlerini çiğnermişsin. Tüm çocukluğumun böyle böyle heba olduğunu da bunları yazarken fark ediyorum giderken.

üstelik birazcık bakayım diğer neler varmış dedim de; örneğin gece kapının önünü süpürmek de olmazmış. Tüm uğursuzlukları aramak demekmiş.

Bu gece batıllarının bir saati var mıdır acaba? Hayır gece 12’den sonrası içinse sorun değil da, ondan öncesini de kapsıyorsa ben gerçekten uğursuzluk birleştirme konusunda uzmanlaşma yapıyorum.

Dünyadan batıl inançlar

Kuşkusuz insanın olduğu her yer böyle inanışlarla doymuş. Dünyadan örneklerim de var.

Mesela Uzakdoğulular’ın pirince olan düşkünlüğü. genellikle zaten gıda kaynaklarının pirinç olduğunu biliyoruz. Batıl inançları ise şöyle, nikah esnasında evlenen çiftin üstüne pirinç atıyorlar. İnanıyorlar ama, onlara göre refahı ve mutluluğu simgeleyen pirinç yeni evli çifte de iyi olan ne varsa getirecek. Bu bizdeki okunmuş pirince benziyor azıcık. Ah ah her imtihan öncesi az yutturmadılar o pirinçleri bize…

İspanya’da eğer bir yer süpürülürken o süpürge olurda birinin ayağına hatta ayakkabısına değerse, o kişinin katiyen evlenemeyeceğine inanılıyormuş. Buna benzer olarak, bizde de çayı bardakta yarım bırakırsan evlenemezsin, evliysen de dul kalırsın biçiminde duymuştum. en az biri sen uzanırken üzerinden biri atlarsa boyunun uzamayacağı değin manasız sanırım.

Dünya genelinde hamileler üstünde de bir inanç var. Şöyle ki, bir gebe neye bakarsa çocuğu ona benzermiş. üstelik neyi canı ister de yiyemezse o yiyeceğin biçiminde bir doğum lekesi olurmuş. Bir komşu teyzemiz vardı. Şöyle bir konuşmaları geldi şu anda hafızama: (Konuşurlarken karşısındaki diğer gebe komşu ablaya söylüyor) “Sen inanma, inanma; bir komşum vardı da canı ayva çekmiş. Bulamadılar, yiyemedi kadıncağız. Daha Sonra çocuk bir doğdu, çenesinde kocaman bir kir”

Tabii o anda benim gözler dehşetle büyüyor. Gözümün önünden yüzünde kocaman bir ayva devlete ait olan bebekler geçiyor… bu arada hamile ablanın da yüzünde bir nefret edilen şey… Bazen batıl inançları abartmamak gerek diye düşünüyorum hemen, Tadında ayrılmak gerekiyormuş.

Ruanda’da da acayip bir inanış var. Kadınlar keçi eti yemiyorlarmış. Çünkü yerlerse keçi gibi sakallarının çıkacağına inanırlarmış. Umarım bilmeden yemişlerdir 🙂

Danimarka insanları da eğer bir tabağı vs kırılmışsa onu bir yıl boyunca saklayıp yeni yılda sevdiklerinin evlerine fırlatıyormuş. Böyleye o evlere yeni eşyalar, bolluk, bereket girecekmiş. Ben bunu sevdim gerçekte. Düşüncesi hoş, eğer bir oyuna dönüştürürsek eylemi de eğlenceli olur gibi, ne dersiniz?

En acayip bulduğumla örnekleri kapatmak istiyorum bundan böyle: Katar’da yaşayan millet evlerinde bir örümcek görürlerse kesinlikle öldürmüyor. Çünkü eğer evlerinde yangın çıkarsa örümceklerin bu yangını söndüreceğine ve onları koruyacaklarına inanıyorlar.

Bu batıllar say say bitmez elbet. Sizin bildiğiniz ilginç batıl inançlar varsa bizimle paylaşır mısınız?

yine de inanmıyorum demiyorum tabii, aman maazallah… Dur gitmeden üç kez tahtaya vurayım…

Damla Karakuş

Bunları da beğenebilirsin Yazarın Diğer Yazıları

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.