Siz Çocuğu Ne Sandınız Ki!

• Çocuğunuzun;
– Sizden üstün olduğu yönlerini,
– Sizden güçlü olduğu yanlarını,
– Sizden önde olduğu taraflarını, hiç merak ettiniz mi bilmem.
• Örneğin, “merak” duygusu, bunlardan biridir.
– Öyle ki; bu duygu seli içinde olmayan çocuk;
– Yürümeyi, koşmayı, okumayı, yazmayı…öğrenemez.
– Eşyayı tanıyamaz.
– Tütün tabakası ile gardrobu ayıramaz, algılayamaz,
– Sizin bile kim olduğunuz onun için önemli değildir.
– Gördüklerinin ne işe yaradıklarını, ömrünün sonuna kadar öğrenemez.
• Çocuk;
– Okula başlamadan çok önceleri,
– Okulun her tarafını ve sınıfları gezmelidir.
– Oradaki binaların, eşyaların ne işe yaradıklarını,
– Niçin orada bulunduklarını öğrenmelidir.
– Okulda ve sınıfta gördüğü hiçbir eşyanın cahili olmamalıdır.
• Bu durum;
– Merak duygularından kaynaklanan, etrafı ve eşyaları kurcalamasını,
– Onlara zarar vermesini,
– Sınıfta yaramazlıklar yapmasını, büyük ölçüde engeller.
• Ebeveynin ve öğretmenin, birer eğitimci olarak,
üzerine titremesi gereken konu:
– Çocuğun merak hissini “dipdiri” tutmak ve canlılığını korumak olmalıdır.
– Ancak bu sayede çocuk, kolayca ve kalıcı öğrenme içinde olur.
– İşte bu, ruhsal öğrenmedir.
• Çocuğunuzun sizden üstün ve önde olduğu diğer bir özelliği de;
– Yoğun ve sürekli “hareket etme” becerisidir.
– Siz; dakikalarca kımıldamadan durabilirsiniz.
– Oysa çocuk, iple bağlasanız dahi kımıldamadan duramaz…
– Örneğin;
– Mahallenizdeki küçük bir parkta bulunan:
– Kaydıraç, salıncak, kaldıraç…gibi oyun aletlerinde oynayan,
– Bir ona bir buna koşturarak binen ve saatlerce yerinde duramayan çocukları,
yarım saatliğine izleyin.
• Bendeniz, bizzat saat tutarak bir çocuğu izledim.
– 4 yaşındaki erkek çocuğu,
– 12 basamkla çıkılan kaydıraca,
– 14 dakikada tam 19 kere bindi ve kaydı.
– Ben, en fazla kaç kez binip kayarım dite düşündüm ve
kayma yerine vücudum sığmadığı için,
sadece merdivenleri ayni hızla çıkıp inmekte,
7 dakikada pes ettim ve yere yığıldım…
• Ayni çocuk, bakın daha neler yaptı:
– Salıncağa geçti ve 10 dakika civarında sallandı, oradan kaldıraca arkadaşı ile binip,
13 dakika oynadı.
– Peşinden, parka topla gelen 3 arkadaşı ile futbola başladı…
• Evet, bedeni küçük ama enerjisi de benim bedenime göre azdır.
– Peki ben, enerjim ondan yüksek olduğu halde neden dayanamadım…
• Çocuk;
– Dünyaya gözlerini açtığından itibaren,
zaptedilemez bir “oyun aşkı” ile doludur.
– Henüz kundaktayken, oynayacak bir şey bulamzsa, sizin burnunuzla oynar…
• Çocuk için oyun:
– Yemekten, sofradan, uykudan, hatta nefes almaktan bile
daha önemli ve öncelikli konudur.
– Yoksa, ne diye “tıknefes” kalana kadar oynasın…
– İşte bu yüzden;
– Annelere-babalara sesleniyoruz:
– Midesine 24 saat bir şey girmemiş olduğu halde,
– Arkadaşları ile delicesine oyun oynayan,
– Ya da oyuncakları ile bütünleşmiş, onlarla heyecan içinde oyunlar yapan çocuğu,
Sofraya ve yemeğe çağırmayın, davet etmeyin…
• Çocuk, sizin bir türlü anlam veremediğiniz bu oyunları ile,
o hareketleri ile ne mi kazanır:
– Vücudun dengesini sağlar,
– Fiziksel gelişimini gerçekleştirir,
– Evde annesi,babası ile, ya da kardeşi ile,
veya sokakta arkadaşı ile az önce yaşadığı “üzücü” anların,
travmatik durumların, ruhunu olumsuz etkileyen olayların,
negatif enerjisini üzerinden atar,
– Yeni yeni tecrübeler ve bilgiler kazanır,
– Her defasında farklı kurallar öğrenir,
• Çocuğu eğitmeyi düşünüp de;
– İşin içine “oyun” katmayan ebeveyn de, öğretmen de, eğitici de,
asla başarılı olamaz.
• Çocuk; oyunla, drama ile, kurgu ile, tiyatro ile…öğrendiklerini,
koca bir ömür boyu unutmaz.
– İşte bu, ruhsal öğrenmenin önemli bir adımıdır.

PSK. DR. YAŞAR KURU

Bunları da beğenebilirsin Yazarın Diğer Yazıları

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.