Tehdit Lokum Değil Ki, Rağbet Görsün

• Eşiniz sizi;
– Toplum içinde, misafirlerin yanında,
çarşı-pazarda, toplu taşıma aracı içinde,
asla fiziksel şiddet uygulamadan sadece:
– Azarlasa, tehdit etse, utandırsa, küçümsese,
başka bir kadınla kıyaslasa, ya da kötülese,
acaba, ruh haliniz nasıl olur, hiç düşündünüz mü…
• Sizin de, çocuğunuzu veya öğrencinizi;
ki bu, ödev, ders, huysuzluk yapması, yaramaz tavırlar sergilemesi,
yanındakini-yöresindekini rahatsız etme,
camdan dışarıyı seyretme, tavana bakma…gibi,
herhangi bir konuda olsun, onu:
– Sözle veya kaş-göz işareti ile;
– Azarlamanızın, utandırmanızın, kıyaslamanızın, küçümsemenizin, horlamanızın,
o çocuğun ruhunda açtığı delikle, kocanızın sizin ruhunuzda açtığı delik aynidir.
• Ayni sizin olduğunuz gibi;
– O an çocuk; yer açılsa, yerin dibine girmeyi yeğler.
• Oysa siz;
– Çoğunlukla, onun yüzünün bile kızardığını farkedemeyebilirsiniz.
– Hatta; belki de içinizden:
– “ Ne kadar pişkin, ne kadar vurdumduymaz bir çocuk”,
olduğunu aklınızdan geçiriyor olabilirsiniz.
• Çocukların ve yetişkinlerin,
kısaca, insan olan herkesin hoşuna gitmeyen eğitim ve öğretim aracı:
– Tehdit, kıyaslama, ayıplama, utandırma…dır.
• Ne yazık ki;
– Ebeveynler, eğitmenler, öğretmenler bunu,
son derece iyi sonuçlar beklentisi içinde ve gayet masum niyetler adına yapabiliyorlar.
• Her kim icat ettiyse,
– Tehdidin tek ve yegane kullanım amacı insanı:
– Eğitmek, yola getirmek, adam etmek, öğretmek…gibi,
oldukça “geçerli” amaçlar için kullanılagelmektedir.
• Gel gör ki, bu yöntemle adam olmuş insana rastlamak son derece zordur.
– “ Bir daha yaparsan, gözlerini oyarım.”
– “ Akşama baban gelince görürsün sen.”
– “ Kalk, düşünce sandalyesine otur.”
– “ Çık, dışarıda on dakika bekle.”
– “ Ayni hareketi yaparsan, teneffüse çıkmama cezası alırsın.”
– “ Bu ödevini de yapmazsan, karnene sıfırı basarım, haberin olsun.”
– “ Bana hiç dert değil; sınav notunu annen-baban öğrenince, olacakları sen düşün”,
• Hiç kimse ve hiçbir yaşta,
tehdit edilince, severek iş yapmaz.
– Tehdidin amacı
– Muhatabında korku oluşturmak suretiyle,
hedefleneni ona yaptırmaktır.
• Eskiden; bu yöntemle yetiştirilen çocuğa;
hayata atıldığında, sosyal yaşamda yerini aldığında,
bilgi sakarı olduğunda, ona ilk sordukları soru şu idi:
– “ Hangi öğretmende okudun bakiiim sen?”…
– Günümüzde ise halkın bu şaşkınlığının:
– “ Sana bu diplomayı verenin canı canı çıksın”…
şekline dönüşmüş olduğunu görüyoruz.
– Çünkü; zor, baskı, tehdit…kullanılarak yapılan işe karşı insanda,
yaptıklarına ve öğrendiklerine karşı, nefret duygusu belirir.
• Mesela;
– “ Akşam eve geldiğimde, şu şu yemekleri sofarad bulmazsam, olacakları düşün…”
şeklinde tehdit edilen kadının yaptığı o istenilen yemeklerin lezzeti olur mu…
– Mutlaka; ya kıvamında pişirmez, ya suyunu eksik kor, ya tuzunu fazla kaçırır,
ya da yemeklerin altını yakar…
– “ Bugün paydosa kadar, şu üründen 200 adet çıkmazsa, kendine iş ara”,
şeklinde tehdit edilen işgören, belki 300 parça imal eder ama,
yarısı işe yaramayabilir…
– “ MEB’ ndan size gelen kesin uyarıdır arkadaşlar:
şu konuların şu dersleri ilk döneme kadar kesin olarak işlenmiş olacak”,
tarzında, müfredat tehdidi veya baskısı altındaki öğretmen,
istenileni yapar belki ancak, sınıf dökülür…
• Umarım;
– Bundan sonra, özellikle ebeveynler evlerde, eğitmenler anaokullarında,
Zararlı eğitim yöntemlerini kullanmazlar.
– Ne yazık ki, okullarda, müfredat ve veli baskısı altındaki öğretmenlerimiz,
onlar kadar şanslı olmayabilirler.
– Yine de kendilerinden, inisiyatif kullanmak sureti ile,
öğrencilerine, kalıcı eğitim yöntemini kullanmalarını gönülden arzu ediyoruz.

PSK. DR. YAŞAR KURU

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.