Üç Taşla Üç Kuş

  • 25 Ekim 2014
  • 1.310 kez görüntülendi.
Üç Taşla Üç Kuş

• Eğer çocuğunuz;
1- Hiçbir yerde ve grupta bulamadığı huzuru,rahatı ve mutluluğu,
ailesinde, evinde bulursa,
2- Annesini, sadece sevgi ve şefkat pınarı olarak tanırsa, görürse, bilirse,
3- Kuralları, dirayeti ve otoriteyi de, babasından görür ve öğrenirse;
işte bu çocuğu ,eşkiyanın kralı şaşırtamaz.
• Çocuk;
– Böyle bir çevreden şu özellikleri edinir, içselleştirir, benimser:
1- İlk ve temel aidiyetini, ailesine karşı geliştirecek,
ve bunu yıllarca zevkle sürdürecektir.
2- Annesinin, babasının kendisi üzerindeki “emek” lerini, haklarını,
asla ziyan etmeyecektir. Kendisi dahil, ailesinin başını öne eğmeyecektir.
3- Ebeveyni ile;
– Kendisi hakkında, geleceğe yönelik, sokaklarla, arkadaşları ile, dış dünya ile ilgili…her konudaki tüm korkularını, kaygılarını, beklentilerini, sevinçlerini, karşılaştıklarını…
“gecikmeksizin” paylaşır ve tehlikeleri, oluşmadan bertaraf eder.
• Bu formattaki bir çocuktan;
– Aileler, sokaklar, esnaflar, komşular…kimse endişe duymaz.
* Öte yandan;
– Duyguları engellenerek bastırılmış olan:
– Sevinci-neşesi kursağında kalmış,üzüntüsü-kederi içinde bırakılmış,
– Hisleri köreltilmiş:
– Ayıplanmış, küçümsenmiş, horlanmış, kıyaslanmış, kısaca;
aile içinde onaylanmamış, kabul görmemiş bir çocuk,
genellikle, “silik” ve “bulanık” bir hayat tarzını benimser.
• Örneğin:
– Yer müsait, ortam tenha olduğu halde,
tıpkı, mani olunmuş duyguları gibi, kendini köşe-bucak saklar,
fiziki varlığını öne çıkarmaktan çekinir,
adeta bir tür “sosyal fobi” yaşar.
• Nasıl mı ?
– Salon mütemadiyen boş olduğu halde, en arkalara oturur,
– Seminerlerin gizli köşelerinde,
– Toplantıların köşe-bucağında,
– Caminin en arka safında,
– Topluluğun “sote” bir yerinde,
– Sınıfın arka sıralarında,
– Grubun kuyruğunda,
– Bahçenin gözden uzak yerinde,
kalabalıktan, görüntüden uzak, tenha noktalarda bulunmayı tercih eder.
• Nerede böyle bir çocuk veya yetişkin görürseniz, anlattıklarımı hatırlayın…
• Bu gibi kimselerin çoğu;
– Alışverişlerinde; parlak, canlı, göz alıcı renkleri seçmekten kaçınırlar.
– Konuştuklarında, ne dediklerini anlamakta zorlanırsınız. Kelimeleri ve
nefeslerini adeta yutarlar.
– Gözlerini sizden kaçırmaya çalışırlar.
– Toplumda kendilerine, herhangi bir konuda teklif geldiğinde,
başkalarını öne sürme çabasında olurlar.
– Başlarını öne eğmeyi tercih ederler,
– Duruşları, alçak gönüllü insanı andırır. Oysa;
onların bu hallerinin mütevazilikle ilgisi yoktur.
– Çünkü alçak gönüllülük:
– Kişinin;
– Becerisi, ustalığı, takati, gücü kuvveti, bilgisi, ilmi, birikimi, bilek gücü…
yeterli olduğu halde,
– Yani;
– Yapabilirlik, becerebilirlik, yetebilirlik, edebilirlik özellikleri var olduğu halde,
bu hallerini öne çıkarmaktan feragat etmek, kendisine tanınan hakkı,
bir başka arkadaşına severek devretmektir, onu öne çıkarmaya çalışmaktır.

PSK. DR. Yaşar Kuru

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ