“Yarından Bir Şeyler Beklemekle Geçiyor Ömrümüz” Diyen Şairi Haklı Çıkaran Hayatlar, Hayatlarımız

Hayat hep gelecekte olacak güzel şeylerin ümidi ile başımıza gelecek güzel şeyleri bekleyerek geçiyor. Hep bir sonraki adımda rahatlayacağımızı, “şunu” da atlatsak düze çıkacağımızı düşünerek geçen zamanlar, ömrümüzden günleri teker teker çalıyor. Bakalım çoğunluğun muhtemel hayatı nasıl işiyor.

Şanslıysanız ve huzurlu bir ailede, sağlıklı bir biçimde, yokluk nedir çok hissettirilmeden büyütüldüyseniz muhtemelen hayatınızın en güzel zamanlarını o günlerde yaşadınız demektir.

Ergenlik her yönüyle sıkıntıdır. Dertsiz, tasasız günler artık yavaştan geride kalmıştır.

Hem fiziksel hem ruhsal değişimler sizi fazlasıyla yorar.

Tam o zor dönemi atlatmaya yakın zamanlarda üniversite sınavı stresi başlar. O malum günü atlatınca her şey çok daha güzel olacak diye düşünürsünüz.

Şanslıysanız ve sınavı kazandıysanız bu sefer de vizeler, finaller, yaz okulları, öğrenci bütçesi ile geçinme çabaları başlar.

Okul bitince çok rahatlayacağınızı düşünürsünüz ama bitmeye doğru “şimdi ne yapacağım” stresi başlamıştır bile.

Erkekseniz bir de araya askerlik girer. Bu defa o bitsin diye geri sayım yapılır. Bittiği gün tüm sıkıntılar bitecek, hayat çok daha kolay olacaktır. Yaşamınızın kıymetini anladığınızı düşünürsünüz.

Okul bitmiş, askerlik aradan çıkarılmıştır ama dertlerin en büyüğü iş bulma derdi kapınızdadır şimdi de.

İş bulunca her şey güllük gülistanlık olacaktır. Öyle hisseder insan. İlk işin heyecanı ayrıdır.

Bulursunuz bulmasına ama öyle olmaz. Şanslı azınlıkta değilseniz muhtemelen az bir paraya, eşek gibi çalıştığınız ve sevmediğiniz bir işte günleriniz birbirinin aynı biçimde geçmeye başlar.

Şu işi değiştirsem şahane olacak diye düşünürsünüz. Başka işe geçersiniz ama şahane falan olmaz. Yeni insanlar, yeni görevler, yeni sorumluluklar ve yeni stresler girer hayatınıza.

İş hayatında bir süre geçirip çaylaklığınızı bitirince; daha iyi bir maaş, terfi, gelir seviyesinin yükselmesi, sınıf atlamak gibi beklentiler başlar.

Zamlar gelir gelmesine, terfiler de alınır belki ama hayat da aynı oranda pahalılaşıyordur. Biraz belinizi doğrultursunuz ama o hayal ettiğiniz seviye bir türlü gelmez.

Seneler geçerken artık çevrenizdekiler birer birer evlenmeye başlamıştır. Hayatımın eşini bulursam her şey çok güzel olacak diye düşünürsünüz.

Bulursunuz ama bu sefer de evlilik stresi yer bitirir insanı. O süreçte hiç etmediğiniz kavgalar edilir. Neyse dersiniz, mutluluğa giden yolda çekilen çile kutsaldır.

Öte yandan maddi sıkıntılar surata tokat gibi çarpar. Hesap kitap dönemi başlar. Bazı zevklerden taviz verilir, bazı lüksler kesilir. Evden işe, işten eve günleri başlar.

Çocuk olsa hayatınız güzelleşecek, dertler uçup gidecektir. Bir süre sonra bunu düşünmeye başlarsınız.

Çocukla birlikte hayatınıza neşe gelir ama dertler ve sırtınızdaki maddi yük de artarak çoğalır.

Orta yaşlara varınca biraz cebiniz para görmeye başlar ama ev alalım, araba alalım, çocuğu iyi yerlerde okutalım derken ömrünüz borç ödemekle, kredi kapatmaya uğraşmakla geçer

350 gün çalışıp yazın gideceğiniz maksimum 15 günlük tatilin hayaliye geçirirsiniz işyerindeki günlerinizi.

Yaş biraz ilerleyip gençlik artık mazide kalınca ufak tefek hastalıklar, daha önce tatmadığınız fiziksel sıkıntılar baş gösterir. Daha fazla doktor, daha fazla hastane ve ilaç torbasıyla gezilen günler kapıdadır.

Sevdiğiniz insanları kaybetmeye başlarsınız. Her sene bir kaç cenazeye katılırsınız. En yakınlarınız ya da uzak akrabalarınız. Bir nesil yavaş yavaş göçüyor siz de buna tanık oluyorsunuzdur.

Yavaş yavaş emekliliğe gün saymaya başlarsınız artık. Ah o gün bir gelse dersiniz, ne de güzel olacak

Emeklilik gelir ama güzel olan bir şey yoktur. Evet iş stresi bitmiştir lakin daha az para, daha az sosyal hayat, daha fazla sağlık sıkıntısı derken pek keyif sürülecek bir ortam bulamazsınız.

Çocuklar büyümüş, onların dertleri de sizin dertlerinize eklenmiştir.

Kendinize çeşitli hobiler bulup emekliliğinizi yaşamaya başlarsınız ama aslında hayatın bittiğini fark edersiniz.

Muhtemelen hayallerinizin pek çoğunu gerçekleştirememiş, gitmek istediğiniz pek çok yere gidememiş, yapmak istediğiniz bir sürü şeyi yapamamış, hayatı arzu ettiğiniz şekilde yaşayamamışsınızdır.

Yaş ilerledikçe her gün yeni bir hastalık, daha fazla hastane ziyareti ve daha fazla endişe ile geçer günler.

Şanslı olup yatağa düşmeden, kimseye muhtaç olmadan, çok fazla acı çekmeden, eşinizi ve çocuklarınızı kaybettiğinizi görmeden ölmeyi hayal edersiniz.

ve bir gün perde kapanır…

O yüzden hayallerinizi ertelemeyin. Görmek istediğiniz yerler, tatmak istediğiniz yemekler, fotoğrafınız çekmek istediğiniz sokaklar, zaman zaman aklınızı yoklayan çılgınlıklar varsa beklemenin bir anlamı yok. Hayat çoğu insan için aşağı yukarı benzer bir şekilde tüketilip sona eriyor. Yaşlı ve pişman bir insan olmamak için sürekli bir şeyleri bekleyip, gün gelip her şeyin daha iyi olacağını hayal etmek yerine harekete geçin ve bunun için mücadele edin. Zincirleri kırmak sizin elinizde!

Bunları da beğenebilirsin Yazarın Diğer Yazıları

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.